2016-05-21

Moskova’nın Kürtleri, Kürtlerin Moskova’sı



Rusya’nın Suriye iç savaşına girip, uluslararası arenada Şam’ın yanında yer alıp Essad rejimine askeri destek sağlamak maksadıyla hava güçlerini gönderdiği andan bugüne kadar uzmanlar Moskova’nın Suriye kampanyasındaki ana çizgileri belirtmeye çalışıyorlar. Ayrıntılara, niyetlere ve ileri planlara dair karanlık siyasi yaklaşım olarak Rusya’nın Suriye kampanyasının temel taşı olmaktadır. Resmi açıklamaları ve uygulamalari arasındaki farklılık Moskova’nın Suriye siyasi aktörleri ile ilişkilerinde iyi yansıtılıyor.

Muğlaklık özellikle Moskova ve Suriye Kürtleriyle ilişkilerinde söz konusu. Zira PYD’ye yönelik pozisyonlarındaki niyetlerin okunamaması Rusya’nın kendi çıkarları doğrultusunda savaşta hareket özgürlüğünü korumak ve buna binaen Esad rejimini kurtarma teşebbüsü başarıya getirmek amacı taşıyor. Bölgede çalışan Rus diplomatları çok uzun zamandır PYD`nin icinde önemli konumlara gelen Kürtlerin kilit rol oynadiklarini düsünüyorlar. Kürtlerin pozisyonu hem Esed rejimin hayatta kalması hem de rejimin muhalefetle mücadelesinde başarıli olmasi acisindan cok önemlidir.

PYD, Türkiye ve Irak Kürdistan Bölgesi’nin bütün gayretlerine rağmen, diğer siyasi Kürt partileri ile olan rekabetten kazanan parti olarak çıkmış ve Türkiye sınırı boyunca uzanan, dolayısıyla da stratejik önem taşıyan geniş toprak parcasini işgal ederek Suriye’deki muhalif güçleri DAEŞ’ten korumayı başardı.  

Rusya, 2014 yılında Kuzey Suriye’de bütün Kürt partilerin birleşmesini ve fiilen PYD öncülüğünde askeri ve siyasi gücün oluşmasıni sıcak karşıladı. Ne var ki, Moskova için önemli olan şey Kürtlerin birleşik bir hareket olarak siyasi tabloda yer almasi değil, PYD’nin zaferiydi. Bunun sebebi PYD’nin lideri Salih Muslim’in iç savaşa yanaşması ve Kürtlerin rejim güçlerine yönelik ısrarla devat eden tarafsızlığıdır. PYD’in izlediği politika, Rusya’nın Suriye’deki silahlı muhalefete karşı yürüttüğü mücadeleyi kolaylaştırdigi gibi, Batı ülkelerin Esad’a aleyh sürdükleri  izolasyon politikasını bozma çabasında da fırsatı sunuyor.

Kasım 2015’da Türkiye tarafından düşürüldüğü Rus uçağı olayından ve sonucu iki bölgesel güç arasında patlayan krizden sonra Moskova saklamadan PYD ile işbirlik temasları kurmaya başladı. Rusya, Kürtlerin yakinligini elde etmek icin PYD icin Moskova’da tamamen sembolik olan bir temsilcilik açılmasına izin verdi. Bununla beraber tabi ki ikili diplomatik iliskilerde Kürtlerin federasyon talebine yönelik herhangi somut vaatlerde bulunmadan.

Aynı zamanda Rusya, başta ABD olmak üzere Batı ülkeleriyle yaptigi görüşmelerinde PYD’nin, sözde Kürtlerin meşru temsilcisi olarak Cenevre müzakere sürecine dahil etmesi noktasindaısrarci davraniyordu. Ayrıca Esad rejimine yönelik tarafsız olan Kürtlerin müzakere masasına oturması birleşik muhalefet cephesinin gevşetilmesine neden olabilirdi.

PYD’nin, kendi önemi farkında olurken, Moskova’dan Şam rejimine baskı uygulaması ve özyönetim hakları sorusunda münasip garantileri vermesini talep etmeyi cesaretleniyor. Elbette Moskova Esad rejimini pek sıkıştıramaz çünkü bugünkü Şam’la olumlu ilişkileri Rusya’nın daha geniş çaplı küresel stratejisi için çok önemli hem de yaptığı yatırımdan belli bir gelir bekleniyor. Dolayısıyla Rusya Suriye’de elde ettiği pozisyonları Kürtlerin istekleri yüzünden riske atacagi ihtimal dışıdır. Somut güvenceler yerine Irak formülü, yani sınırlı bir özerklik içinde Kürtlerin bir Arap devletinde kalması, PYD projesi için ideal bir çözüm yoludur gibi mazeretler koyuluyor. Moskova Kürtler kendi haklarını sadece birleşik Suriye parçası olarak genişletebilir diye düşünüyor. Bunun yani sira, Moskova Kürtlere seslenerek önemli bir uyarida bulunuyor: PYD’in herhangi bir tekyanlı gişirimi bütün Ortadoğu’nun istikrarsızlaştırılmaya yol açabilir.

Ruslar Kürtleri kendi nüfuz alanında tutmak için çok ilginç bir fikri ileri sürüyor. Federasyon sorusuna dair bütün görüşmeleri Rusya, Şam’in şu an “teröre karsi verdigimücadelenin” basariyla sona ermesine baglamakla beraber  federasyon fikrinin ‘ulusal diyalog’ çerçevesinde yer almasi gerektigi görüsündedir. Yani federasyon müzalerelerimümkün görülmektedir, fakat henüz zamani gelmemistir. Savas bittikten sonra gündeme getirelecegi düsünülmektedir. Bu şekilde Moskova, Kürtlere her ne kadar ümit veriyorsa da, bu ümide dair ne somut bir tarih ne de böyle bir diyalogun hangi biçimde yer almasi gerektigini belirtiyor. Esad hükümeti Rusya ısrarları üzerine PYD ile temaslarda aynı retoriği de benimsemiş gibi görünüyor.

17 Mart 2016 tarihinde PYD Suriye’nin Kuzeyinde federasyon ilan ettikten sonra Rusya yine ‘ulusal diyalog’ tezine başvurarak tepki vermek zorunda kaldı. Tekyanlı adımlar, Moskova gözlerinde, Suriye’de elde ettiği dengeyi epeyce bozabilirmiş.  Zira anlasilan o ki, PYD, Rusya Dışişleri Bakanı’na federasyon açıklamasında bulunacagini haber etmemiştir. Hatta bunun üzerine Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü “bu tür adımları kabul etmiyoruz” seklinde bir aciklama yapti. Moskova’ya göre Suriye idari yapısı ile ilgili her türlü değişikler sadece ulusal diyalog kapsamında kararlaştırılmalıdır. Şam da aynı açıklamaları yapmakla beraber Kürtlere açık bir şekilde tehditlerde bulundu. Esad rejimi için hem PYD hem muhalefetin ulusal diyalog dışında yaptığı girişimler ‘ülkenin bütünlüğüne’ tehdit olarak nitelendiriliyor.

Rusya’nin bulanık ifadeler ve vaatler kullandigini acikca söylemek mümkündür.Zira herhangi bir anlaşmaya girmek, Rusya icin hareket özgürlüğünü küçültülmesi anlamına gelir. Dolayisiyla Rusya’nın Kürt sorusundaki pozisyonunun iki yüzlüoldugu rahatlikla söylenebilir. Moskova, Kürtlerin Suriye’nin yeni anayasal düzeninde tek tarafli kurucu rol oynama teşebbüslerine karşı cikarken;Suriye hükümetini, Cenevre müzakereleri daha bitmemişken ve ne tüm Kürt temsilcileri ne de muhalefet müzakere masasina oturmamisken,  yeni anayasa hazırlama çalışmalarinda destek vermektedir.

Ayrica daha önce ‘ulusal diyalog’ sadece savaştan sonraki bir dönemde başlatılması savunurken, Rusya Kürtlerin müzakere pozisyonları şimdikilere kadar güçlü olmayabileceğini söylemekten kaçınıyor. Ya muhalefeti bitirdikten sonra ya da onunla bir tür anlaşmaya girdikten sonra hükümet bütün siyasi ve askeri varlıklarını Kürtleri bastırmada kullanabilecek. Bu halde Esad rejimi simbolik müzakereleri artık güçlü taraf olarak girip olumlu sonuçlara getirebilecek ve PYD’nin özyönetim projesine son verebilecek.

Tüm bunlara rağmen Kürtler, Moskova’nın öz yönetim meselesindeki tutumunu ne kadar boş ve asılsız görüyorsa da, Moskova’yı PYD Waşington-Ankara ilişkileri üçgeninde koz olarak kullanmak istiyorlar. Ancak Kürtler Rusya ile ABD’nin Suriye konusunda giderek yaklaşmalarından dolayı çaresiz bir duruma sürükleniyorlar. Bu durumda Rusya-Türkiye ilişkilerindeki gerilimini dikkate alırsak, Moskova’nın Kürt “jokeri”nin ne kadar etkin bir baskı aracı olduğunu anlayabiliriz.

Rusya’nin, PYD aracılığıyla PKK’ya destek vermeye yönelecegini pek sanmıyorum. Ancak Türkiye’yi müzakere sürecinin dışinda tutmak için Rusya, Kürtleri hem diplomatik alanda, ABD Türkiye arasındaki uyuşmazlıgi gidermek için, hem de karada onlar sayesinde bir tampon bölgesi kazanmak icin kullanabilir.

Görünen o ki, Türk basınında yer alan haberlerin birçoguna rağmen, Moskova ile Kürtler arasında samimi bir ilişki ya da  işbirliği her iki tarafın önceliklerinden dolayı söz konusu olamaz. Moskova PYD’yi kendisine bağlamak için boş özyönetim vaadi yaparak PYD’nin siyasi iştahını kabartıyor olabilir.  Aynı zamanda  Kürt etkeninden faydalanmak için PYD desteği iç savaş sürecinde Assad rejimine leyh kullanıyor. Üstelik Batının  Kürtleri talepleri dogrultusunda yüreklendirmemesi, Rusya’nın Suriye kampanyası ve Esad’ın muhalefete karşı mücadelesini başarılı kılıyor.

Yazar: Timur Akhmetov

No comments:

Post a Comment